Türkiye’nin En Uzun Yürüyüş Rotası Karia Yolu’nda Görülmesi Gereken 4 Antik Şehir

1. Bölüm: Bozburun Yarımadası

Bu yazımızda Karia Yolu’nun Bozburun Yarımadası’ndaki eşsiz güzelliklerini keşfe çıkan siz okuyucularımıza hepsinin ayrı bir hikayeye sahip olduğu güzide yerleşim yerlerinden bahsedeceğiz: Antik Karya şehirleri. Karya Uygarlığı, Ege ve özellikle Muğla’da neredeyse her noktada başka bir şehir veya arkeolojik alan bırakmıştır. Bu yazımızda ise Bozburun Yarımadası’nda bulunan Karya kentleri arasından Castabus, Amos, Hydas ve Loryma antik kentlerini anlatıp, sizi keyifli bir tarihsel yolculuğa çıkarmak istiyoruz. 

Seyahat eden veya Türkiye’de uzun doğa yürüyüşü yapan birçok kişi genellikle atıl gibi görünen birkaç taş veya sütunun yanından öylece geçip gitmektedir. Bu farkına varmama durumunun bir nedeni de ülkemizde arkeolojiye ve kazı çalışmalarına hak ettiği değer ve fonun ne yazık ki sağlanmamasıdır. Şimdi sizinle beraber, geçen yıllar ve insan faktörünün tahribatı ile çeşitli bozulmaların gerçekleştiği; ancak bunlara rağmen tüm güzelliğini koruyan Antik Karya’nın Bozburun Yarımadası’ndaki şehirlerine gideceğiz.  

Bozburun Yarımadası, Muğla. 📷: Altay Özcan

İlgini çekebilir : Karia Yolu - Bozburun Yarımadası'nı 3 Boyutlu Keşfet!

Karya Uygarlığı 

Türkiye’nin en uzun antik yürüyüş rotası olan ve muhteşem manzaralara ev sahipliği yapan Karia Yolu’nda görülmesi gereken arkeolojik alan ve antik kentlerden bahsetmeden önce kısaca Karya Uygarlığı’ndan konuşmak; bu şehirlerin geçmişteki canlılığını ve hareketliliğini anlamamız için yararlı olacaktır. 

Antik Karya Uygarlığı harita
Antik Karya Uygarlığı’nın konumu gösteren harita. 

Antik Karya Uygarlığı, Türkiye’nin Muğla başta olmak üzere Denizli ve Aydın’ı da içine alan güneybatı bölgesinde yaşamış ve Anadolu’nun yerli halklarından biri olan Antik Çağ uygarlığıdır. Ünlü tarihçi Heredot’a göre ise Karyalılar Girit Adası’nda kurulmuş olan Girit Uygarlığı’nın (İng. Minoan) bir parçasıdır ve Karya Uygarlığı’nı kurmadan önce Girit Adası’ndan bölgeye göç etmişlerdir. Ancak yine Heredot’un anekdotlarına göre Karyalılar kendilerini o dönemde İyonya, Frigya, Lidya ve Likya uygarlıkları ile çevrili olan bu bölgenin yerli halkı olarak tanımlamaktadırlar. 

Arkeologlar tarafından yakın zamanda keşfedilen Latmos’taki (günümüz Bafa Gölü civarları) duvar resimlerinin en eskisi M.Ö. 8 bin yıllarına tarihlenmekte ve bu da bizi bölgedeki en eski yerleşimin Neolitik Çağ’a (Yeni Taş Çağı/ Cilalı Taş Devri) kadar uzandığını göstermektedir. Ancak Karya Uygarlığına dair elimizdeki en eski kayıt Homeros’un ünlü destanı İlyada’da yer almaktadır. Bölgedeki politik ve demografik hareketlilik, M.Ö. 10. yüzyıldan itibaren tarihsel değişimlere tanık olmamızı sağlar. Sırasıyla Dor kabilesinin bölgeye göçü ile Yunan kültürünün baskınlığının artması; Pers işgali ve Batı Anadolu’nun satraplık (Perslerde eyaletlere verilen isim) sistemi ile yönetilmeye başlanması; İyonyalılar başta olmak üzere bölgedeki yerel halkların ayaklanmaları; ve nihayet M.Ö. 4. yüzyılda -artık ayrı bir satraplık haline gelen- Karya’nın Halikarnassos (modern Bodrum) merkezli olarak yerli ailelerin idaresine geçmesi bu dönemde gelişen olaylardır. 

Şimdi, Karya Uygarlığı’nın Bozburun Yarımadası bölgesinde konumlanmış olan antik şehirlerinden dördünü inceleyelim. Aşağıdaki haritadan görebileceğiniz üzere bu dört antik kent Karia Yolu’nun güzergahı üzerinde yer almakta ve doğa severler tarafından keşfedilmeyi beklemektedirler. 

Karya Anik Kentler Harita
Yazımızdaki 4 antik kentin yaklaşık konumlarını gösteren haritaya buradan ulaşabilirsiniz. 

 Castabus Antik Kenti

Castabus veya Kastabos1 (Yunanca Κασταβος), Marmaris’in Hisarönü köyünün yakınlarında yer alan Eren Dağı’nın platosunda kurulmuş ve bölge halkı tarafından “Pazarlık” veya “Gavur Pazarı” olarak bilinen antik Karya kentidir. 19. yüzyılın ortalarında yurt dışından gelen arkeologlar2 tarafından keşfedilen Castabus, Karya dilinde “Tapınak Düzlüğü” anlamına gelmekteydi ve hala devam eden kazı çalışmalarının da gösterdiği üzere bölge Helenistik dönemde,3 Karya Chersonese’sinin (Antik Yunancada “yarımada” anlamına gelen sözcük) dinsel ve sağlık merkezi olarak kullanılmaktaydı.

Bölgede ilk yerleşimin ne zaman başladığı henüz bilinmemekle beraber; Klasik Yunan mimarisi içinde sınıflandırılan İon ve Dor düzenindeki yapılar ile kazı çalışmalarında bulunan tunç ve gümüş paralar sayesinde bölgede Helenistik dönem öncesi yerleşimin var olduğu görülmektedir. Bölgedeki M.Ö. 3. veya 4. yüzyıla tarihlenen ve mermer ile kireç taşından yapılma tapınak; insanların rüyalarına girerek onları iyileştirdiğine inanılan yarı-tanrıça Hemithea4 adına inşa edilmiştir. Nispeten dar sütunlar ve bu sütunların üzerindeki volüt5 elementleri ile İon düzeninde yapıldığı anlaşılan tapınakta, Dor düzenine ait elementlere de rastlanır.6 Tapınağın yanında bir de, şu an oturma alanlarının görülebildiği antik tiyatro bulunmaktadır. O dönemde Castabus’ta tanrı ve tanrıçaları onurlandırmak için festivaller düzenleniyor ve zaten şifalı olarak ün kazanmış bu şehir büyük kalabalıklara ev sahipliği yapıyordu. Ancak Roma egemenliğinin bölgede yaygınlaşması ve Rodos’un yoksullaşması ile Castabus’a sağlanan maddi yardım da azalmış; buna bağlı olarak da festivaller ve şehrin popülaritesi de giderek yok olmuştur.

Amos Antik Kenti

Marmaris’in Turunç ilçesine bağlı Hisarburnu bölgesindeki Asarcık tepesinde yer alan Amos (Yunanca Ἄμος) kenti de maalesef ülkemizde birçok antik kent ve arkeolojik alan ile aynı kaderi paylaşıyor: bakımsızlık, özensizlik ve defineciler tarafından yapılan yağma. Bugünlerde yerli ve yabancı gezginlerin daha çok manzarası ve güzel konumu nedeniyle tercih ettiği Amos, bir zamanlar Karya Uygarlığı’nın popüler deme/demos’larından7 biriydi. Amos Yunanca’da kumlu veya kumluk anlamına gelmektedir. Poligonal (çokgensel) tarzda8 yapılmış şehir surlarının Helenistik döneme (M.Ö. 5. yüzyıl) tarihlendirildiği Amos, Rodos Peraea/Peraia’sında9 yer almaktaydı. Bölgedeki kazı çalışmalarında bulunan Dorik lehçesiyle yazılmış yazıtlar ve diğer epigrafik elementler, bölgenin Rodos’taki Lindos şehri ile bağlantılı olduğu savını desteklemektedir.10 M.S. 5.yüzyılda Amos, Attika-Delos Deniz Birliği11 şehirlerinden birisi olmuş ve sonrasında yine Karya Yarımadası’nda yer alan iki şehir ile synteleia adı verilen ekonomik birliği oluşturmuştur. Klasik Türkiye üzerine özelleşmiş arkeolog George Bean tarafından yürütülen kazı çalışmalarında bulunan üç yazıt, M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Amos şehrinin hukuki anlaşmaları yapmak ve takip etmekle görevlendirildiğini göstermektedir.

Amos Antik Kenti
Amos Antik Tiyatrosu

Şehir surları, şehrin ana giriş kapısı, çeşitli yazıtlar, Helenistik döneme ait yapı parçaları, şehrin dışında yer alan nekropol (mezarlık), bir tapınak ve şehir tiyatrosu antik Amos’tan günümüze kalan eserler arasındadır. Bu eserlerin içinde şehir tiyatrosu, Rodos Peraea’sındaki diğer üç antik tiyatrodan birisi olmakla beraber skēnē12 ve orkestra kalıntılarının hala ayakta olması ile bölgenin tek örneğidir. Orkestra alanı içerisinde bulunan altar (sunak taşı), Yunan mitolojisinde şarap, üzüm, doğurganlık ve delilik ile anılan ünlü tanrı Dionysos’a adanmıştır.

Ayrıca bölgede revak (giriş/portiko) kısmı yaklaşık 14 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde olan bir tapınak da yer almaktadır. Tapınak civarlarında bulunan yazıtlar, tapınağın Apollo Samnaios’a13 adandığını göstermektedir.

Hydas Antik Kenti 

Marmaris’teki Turgut köyünün doğusundaki dar patikayı takip ettiğinizde yaklaşık yarım saat kadar yürüyerek14 ulaşabildiğiniz Hydas Antik Kenti, kayalık bir sırt üzerinde yer almaktadır. Kazılardan elde edilen bulgulara göre şehirdeki en eski yerleşim Geç Neolitik Çağ’a kadar uzanmaktadır ve Geç Antik Çağ’da,15 hatta Bizans döneminde de bölgede halen yerleşimin olduğu gözlemlenmektedir.

Hydas Atik Kenti
Hydas'ta bulunan anıt mezar. 📷: Altay Özcan

Hydas kenti yukarı kale, aşağı kale, güney yerleşimi, batı yerleşimi ve liman olmak üzere beş ana arkeolojik alana ve yaklaşık 8 metre eninde şehir surlarına sahiptir. Bu şehir surları hem kenti çevrelemek hem de savunmak amacıyla kullanılmıştır ve burç kalıntıları da buna işaret etmektedir. Kentin Liman civarında yapılan kazı çalışmalarında bir kuleye ait olması muhtemel olan kiklopik16 tarzda duvar kalıntıları ve çok sayıda amfora17 bulunmuştur. Hydas kenti; ticari işlerin yürütüldüğü liman, dini ritüel ve festivallerin düzenlendiği tapınak, bu tapınağın yer aldığı ve ana idare işlerinin yürütüldüğü akropolis,18 güvenliğin sağlanması için yapılmış burç ve surlar, yerleşim yerinin kuzeyinde bulunan nekropol ve içindeki mozole(anıt mezar) ile gelişmiş bir Karya şehri idi. Burada özellikle mozoleden ve yeraltı mezarlarından bahsetmek istiyorum, zira benim için her zaman oldukça gizemli ve ilgi çekici yapılardan olagelmişlerdir. İçerisinde bulunan bir yazıttan asker Diagoras’a ait olduğu anlaşılan Hydas’taki nekropolde bulunan mozole, kübik yapıda olup çatısı piramit şeklindedir. Anıt mezarda bulunan mezar odası ise poligonal taşlardan yapılmıştır ve M.Ö. 4. yüzyıla tarihlendirilmektedir.

Geç Geometrik Dönem’e (yaklaşık M.Ö. 8. yüzyıl) tarihlendirilen yeraltı mezarları ise şehrin tarihi ve ticari ilişkileri hakkında fikir vermesi açısından önemlidir. Aile mezarı olması muhtemel bu mezarlardan çıkan objeler arasında kemik parçaları, kırık çömlekler, bir adet fibula19 ile hançer, bıçak parçası, mızrak ucu gibi savaş ve savunma aletleri de bulunmaktadır. Hançerin, Girit Adası’nda bulunan Submiken20 ve Erken Geometrik Dönem’e ait hançerlere; kılıcın da yine Girit Adası’nda bulunan Geç Geometrik Dönem ve Oryantal (Doğulu) Dönem’e ait kılıçlara benzediği gözlemlenmiştir. Bu benzerlik, Hydas ile Girit Adası arasındaki yakın ilişkilerin varlığını destekler niteliktedir. Yine Hydas’taki mezardan bulunan fibula ve başka bir mezarın pişmiş toprak levhalar ile kapatılma şekli; Ialyssos (Rodos Adası’nın kuzeyinde bir liman kenti) ve Girit Adası’ndaki örneklere oldukça benzerdir.

Loryma Antik Kenti ve Bozukkale 

Loryma Antik Kenti
İç surlardan kulenin görünümü ve Bozukkale’nin muhteşem manzarası 

Yazımızda en son bahsedeceğimiz antik kent Loryma veya bilinen diğer adıyla Bozukkale. Rüzgardan korunaklı konumu nedeniyle hem bugün hem de geçmişte teknelerin gözdesi olagelen bu liman kenti, Helenistik döneme tarihlenen kalesi ile Bozukkale koyu üzerinden ziyaretçilerini selamlamaktadır. Koya tekne ile ulaşabileceğiniz gibi; Marmaris’in Söğüt ilçesine bağlı Taşlıca kasabasındaki Serçe Limanı’na araba ile gelip, buradan doğa yürüyüşü ile koya varabilirsiniz. 

Tıpkı Amos gibi Rodos Adası’na bağlı olan Loryma veya Larymna21 (Yunanca Λώρυμα), Rodos’a 23 kilometre uzaklıkta olup korunaklı bir limana ve şehir surlarına sahiptir. Aplothiki isimli bu limanın kalıntıları yanında, iki kule, sur ve mezarlara ait kalıntılar da bulunmuştur. Limanın üzerindeki şehir alanını çevreleyen surlar, in-situ22 durumda bulunan kireç taşlarından örülmüştür ve yaklaşık 12 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde iyi korunmuş bir kaleye sahiptir. Peki Loryma geçmişte çok popüler bir yerleşim yeri olmamasına karşın neden bu denli güçlü ve uzun şehir surlarına sahipti? Bu ihtiyacın temelinde yatan tarihi olay, M.Ö. 4. Yüzyılın başında o dönemki deniz ticaret yolları bakımından önemli bir konuma sahip Rodos’un Makedonya Kralı Demetrios Poliorketes ve birlikleri tarafından kuşatılmasıydı. Rodos, Antik Çağ’ın en büyük kuşatmalarından biri olan bu kuşatmadan yaklaşık bir yıl süren bir direniş sonucu kurtulabilmiş ve bağımsızlığını koruyabilmiştir. Bu kuşatma sırasında Loryma, Demetrios’un askerleri için bir cephanelik ve sığınak görevi görmüştü. Kuşatma sonrasında ise Loryma limanının korunması için Rodos tarafından bu surlar ve kale inşa edilmiştir.

Şehirden günümüze kadar ulaşan bir tapınak olmasa da, kazı çalışmalarında bir tapınağa ait olması muhtemel yuvarlak şekilli bir kaide (ayaklık, temel) bulunmuştur. 3. yüzyıla tarihlenen bu kaide üzerindeki yazıtta23 Antik Yunan harfleri ile Apollon yazmaktadır. Bu kaideden birkaç metre ileride bulunan ve Bizans dönemine ait kilise; bu alanın bir ibadet merkezi olabileceğini göstermektedir ve Apollon’a adanmış bir tapınağın varlığını da desteklemektedir. Bölgede bulunan diğer yazıtlarda şarap tanrısı Dionysos ve ayrıca yerel bir tanrı olması muhtemel Zeus Atabyrios’un adları da geçmektedir.

Sonuç

Bu yazımızda sizlere Castabus, Amos, Hydas ve Loryma olmak üzere Karya Uygarlığı’nın Bozburun Yarımadası’nda bulunan dört antik kentini ve bu yerlerden günümüze kalan yapıları anlatmaya çalıştık. Kentlerdeki tapınak, kale veya yerleşim alanı gibi yapılar günümüze sapasağlam ulaşamamış olsa da; hepsi muhteşem konumu ve manzaralarını bugün de korumaktadırlar. Umarız ki, Karia Yolu’nu yürürken karşınıza çıkacak olan bu güzel şehirleri keşfedebilme imkanınız olur. 


Dipnotlar


1:Antik Anadolu’da Castabus veya Kastabos ismiyle bilinen üç farklı şehir vardır. Bunlardan biri yazımızda konu edindiğimiz şehirdir ve Marmaris civarlarında bulunmaktadır; diğer ikisi ise Likaonya (bugünkü Konya ve Karaman civarları) ve Kilikya (bugünkü Alanya-Antalya civarları) bölgelerinde yer almaktadır.
2:Jeolog Thomas Abel Brimage Spratt tarafından 1854 yılından itibaren güneybatı Anadolu’da maden arama çalışmalarının yapıldığını ve bu sırada özellikle Likya bölgesinden (bugünkü Antalya) birçok tarihi eserin yurt dışına kaçırıldığını bilmekteyiz. Sonrasında ise Spratt’ın notlarına bakarak bölgeye gelen klasik sanat tarihçisi (classicist) Peter M. Fraser ve filolog George Bean ile ardından klasik arkeolog John M. Cook bölgede kazı çalışmaları yapmışlardır.
3:Helenistik dönem, tarihsel olarak Klasik Yunan ile Roma arasındaki geçişi (transition) ve Yunan-Asya kültürlerinin kaynaştığı dönemi ifade eder. Büyük İskender’in ölümü ile başladığı kabul edilen bu dönem, Karya uygarlığı için Hekatomnid yönetimine (M.Ö. 4. yüzyıl) tekabül etmekte idi.
4:Yunan mitolojisinde ilahi/kutsal şarkı anlamına gelen Molpadia olarak da bilinen yarı-tanrıça Hemithea bazı kaynaklara göre tanrı Apollon’un kızıdır. Lyrkus, Molpadia ve Rhoeo arasındaki aşk üçgeni hikayesindeki Didyma (bugünkü Didim) ve Bybassos (bugünkü Hisarönü ve Roma döneminde Castabus’un bağlı olduğu şehir) kentleri, Karya yarımadasındadır.
5:Volüt, İon düzeninde sütunların tepesinde yer alan ve sarmal şeklindeki kıvrımlara verilen isimdir.
6:Çok detaylı olacağını düşündüğüm için tapınağın mimari elementleri ve rekonstrüksiyon planına bu yazıda yer vermedim. Daha fazlası için J. Cook ve H.Plomber tarafından yazılan “The Sanctuary of Hemithea at Kastabos” isimli kitaba göz atabilirsiniz.
7:Antik Yunan’da deme veya demos, şehir devleti olarak bilinen polis’lerden daha küçük olan ve bugünkü köy/banliyö gibi şehir merkezi dışında bulunan yerleşimleri ifade etmek için kullanılan terimdir.
8:Yunan ve Roma mimarisinde duvarlar, kullanılan taşın cinsine ve yerleştirilme biçimine göre farklı adlarla anılmaktadır. Amos’un şehir surlarında “coursed polygonal masonry” ve “coursed ashlar” kullanılmıştır. Detaylı bilgi için burada yer alan görselden ve Turgut Saner tarafından yazılan “Observations on the Different Types of Masonry Used in the City Walls of Amos” isimli makaleden yararlanabilirsiniz.
9:Klasik Yunan’da “peraea” veya “peraia”, etimolojik olarak “karşıdaki toprak” anlamına gelmekteydi ve genellikle ada devletlerinin ana karada sahip olduğu toprakları tanımlamak için kullanılırdı. Bu bağlamda, Rodos Peraea’sı Karya Uygarlığı’nın bugünkü Datça ve Bozburun yarımadalarını içine alan ve karşıdaki Rodos adası tarafından kontrol edilen güney sahil şeridini ifade etmektedir. 2. ve 3. yüzyıllarda bölgedeki Rodos kolonizasyonu zirve noktasına ulaşmıştır.
10:O dönemde Yunanca’nın Dorik lehçesinin kullanıldığı bölgelerden Amos’a en yakın olanı Rodos Adası idi.
11:Ege kıyılarındaki çok sayıda Yunan şehir devletinin, Pers işgaline karşı direniş göstermek amacıyla M.Ö. 478 yılında kurduğu siyasi ve ekonomik birliğe verilen isim.
12:Kelime olarak “çadır” veya “kulübe” anlamına gelen skēnē, Antik Yunan’da tiyatro sahnelerinin arkasında yer alan ve çoğunlukla sütunlardan oluşan dekoratif alana verilen isimdir.
13:Apollo Samnaios, (İng. Apollo of the hill) Türkçe’ye “Tepe’nin Apollon’u” olarak çevrilebilir ve tarihte yalnızca Amos’taki bu tapınakta rastlanmıştır. Bu da bize, Apollon Samnaios’un o yöreye ait bir tanrı olabileceğini gösterir.
14:Patika etabı yarım saatlik bir yürüyüş ve tırmanış gerektiren bir etaptır. Araba yolu olmadığı için yaklaşık 6 kilometre kadar orman içinden yürümeniz gerekmektedir.
15:Genç Antik Çağ, tarihçiler tarafından Antik Çağ’dan erken Orta Çağ’a geçişi ifade etmek için kullanılan ve çoğunlukla Roma İmparatoru Diocletianus’un M.S. 284’te tahta çıkışı ile başladığı kabul edilen dönemdir. Ne zaman sona erdiğine dair literatürde fikir birliği olmasa da, genelde 6. veya 7. yüzyılın sonu olarak kabul edilir.
16:Kiklopik (Cyclopean), genellikle Miken mimarisinde görülen, büyük kireç taşlarının aralara harç konulmadan (veya yalnızca kil konularak) ve çok az boşluk bırakılarak üst üste dizilmesiyle elde edilen duvar tipidir.
17:Amfora; ince boyunlu, yandan iki kulplu ve aşağı doğru daralan gövdesi ile Antik Yunan’da başta şarap olmak üzere zeytinyağı gibi diğer sıvıların taşınmasında kullanılan ve özellikle deniz ticareti ile uğraşan antik liman kentlerinde sıkça görülebilen bir çeşit kaptır.
18:Akropolis, kelime kökeni olarak “en yüksekteki şehir” anlamına gelir ve Antik Yunan’da şehrin savunması için yüksek bir noktada bulunan kaleleri ve onların etrafında şekillenen tapınak, hazinedarlık gibi kurumları içeren kompleksi ifade eder.
19:Fibula, antik dönemde çengel iğnesi, bronş veya elbise iğnesi olarak kullanılan takıları ifade eder. Altın, gümüş, tunç veya bronzdan yapılan fibulalar, mezarlara konulan kişisel eşyalar arasında yer almaktaydı.
20:Antik Yunan’da sanat ve özellikle vazolar üzerine yapılan çizim ve boyamalar; stillerine ve figürlere göre sırasıyla Sub-Miken, Protogeometrik, Geometrik ve Oryantal (Doğulu) dönemler olarak sınıflandırılır.
21:Tarihsel kayıtlara baktığımızda Loryma’nın, yerleşik bir şehirden çok denizcilerin ve askerlerin geçici olarak konakladığı bir liman kenti olarak işlev gördüğünü söyleyebiliriz. Tarihçi Strabon yalnızca bölgedeki kayalık alanı kapsayacak şekilde Loryma ismini kullanmış ve şehrin kendisinden bahsetmemiştir. Başka bir Yunan tarihçisi olan Büyük Plinius ise bölgeden Larymna diye söz eder. YİNE tarihçi Thukididis, bölgeyi Atina gemilerinin konakladığı bir liman olarak tarif etmiştir.
22: “In-situ” Türkçe’ye “yerinde” olarak çevrilebilir ve arkeolojide kazı veya yüzey araştırması sırasında, ilgili buluntunun geçmişteki orijinal yerinde keşfedildiğini anlatmak için kullanılır.
23:Bölgede bunun haricinde çok çeşitli yazıtlar bulunmuş ve incelemeye tabi tutulmuştur. Bunlardan bir kısmında kadın ve erkek isimleri de yer almaktadır. Bu yazıtların detaylı bir incelemesi için Theodore Leslie Shear’ın “Inscriptions from Loryma and Vicinity” isimli makalesine göz atabilirsiniz.



Kaynakça

Aysel Arslan. 2016. Arkeoloji, Tarih ve Doğayı Birleştiren Yürüyüş Rotaları.

Aynur Özet. Glass of The Region of Karia.

Dr. des. Matthias R. Nöth. 2017. Loryma Bay. 

E.Deniz & Oğuz Kırca. 2014. Some Thoughts on the Problem of Identification of Demes: The Ancient Bozburun Peninsula.

E. Deniz & Oğuz Kırca. 2015. The Ancient Population of A Chersonessian Heir: Phoinix/Kersonesoslu Bir Varisin Antik Nüfusu: Phoinix.

E.Deniz & Oğuz Kırca. 2015. The Chora and the Core: A General Look At the Rural Settlement Pattern of (Pre)Hellenistic Bozburun Peninsula, Turkey. 

Heinrich Hall. 2014. Off the Beaten track: Loryma.

Karia Yolu. https://kariayolu.wordpress.com/

Silvan Güneş. 2019. Hemithea/Molpedia Tapınağı/Muğla– Hisarönü.

Turgut Saner. 1994. Observations on the Different Types of Masonry Used in the City Walls of Amos. 

T. Shear. 1913. Inscriptions from Loryma and Vicinity. The American Journal of Philology, 34(4), 451-460. DOI:10.2307/289383

Ne yazık ki hiç fotoğraf yok.