Dünya Doğa Koruma Günü: İklim Değişikliği

Dünya Doğa Koruma Günü, her yıl 28 Temmuz’da Dünya’nın kaynaklarını korumaya olan ilgiyi artırmak üzere kutlanmaktadır. Bu yazıda ise doğadan, iklim değişikliğinden ve iklim değişikliğinin meydana getirdiği sonuçlardan bahsedeceğim. Bununla birlikte iklim değişikliği üzerine biraz farkındalık yaratmak amacıyla bu noktaların önemine ve karşı karşıya olduğumuz krizin ne olduğuna, Türkiye’de ve dünyada ne gibi etkilerinin görüldüğüne değineceğim.

Doğal Kaynaklar

İlk olarak doğal kaynakların neler olduğunu açıklamak gerekirse, doğada var olan ve insanların kullandığı kaynaklar olduğunu söyleyebiliriz. Bu kaynaklar: toprak, su, hava, güneş ışığı, petrol, kömür, vs. olarak adlandırılabilir. İnsanların hayatlarını sürdürmeleri için ihtiyaç duyduğu bu kaynaklar hem enerji üretimi için hem de ham madde olarak kullanılabilmektedir [1]. Şehir hayatı yaşayan insanlar olarak kullandığımız malzemelerin ve her türlü aracın kaynağının ne olduğunu unutabiliyoruz. Ancak günlük hayatımızda ihtiyaç duyduğumuz birçok malzemeye bakarsak, geldikleri kaynak olarak doğayı görebiliriz.

Bu kaynakların yaygın kullanımı ile çevreye olan negatif etki ise artmaktadır. Doğal kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamanın ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Dünya bırakmanın yolu ise çevremizi; su kaynaklarını, ormanları, hayvanların ve canlıların yaşam alanlarını korumaktan geçiyor. Ancak son 50 yıldır üzerine konuşulan bir fenomen ise bu kaynakları ve çevreyi koruma görevini yeterince iyi yerine getiremediğimizi bize sürekli hatırlatıyor: “İklim Değişikliği”

Bu yazının da bizlere iklim değişikliğinin gerçekliğini, etkilerini ve nedenlerini tekrardan hatırlatan ve bizleri harekete geçiren bir araç olmasını umuyorum.

İklim Değişikliği

İklim değişikliği ile mevsimlerin değişmesi, mevsim seyri dışındaki hava sıcaklıkları, orman yangınları, şiddetli kasırgalar, okyanus sularının sıcaklığında meydana gelen artış, bitki ve hayvan türlerinin nesillerinin tükenmesi ve daha pek çok etkiyi gözlemliyoruz. Dünya’nın her yerinde gözlemlenen bu küresel değişimler ise herkesin ilgisini ve etkin bir şekilde harekete geçmesini gerektirmektedir. 

          Türkiye 

Türkiye’nin içerisinde bulunduğu Akdeniz havzası, küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenebilecek bölgelerden biridir. Buradaki 2°C’lik sıcaklık artışının bile öngörülemeyen pek çok hava olaylarına, orman yangınlarına, kuraklığa, biyoçeşitlilik kaybına ve tarımsal verimsizliğe neden olması beklenmektedir. WWF’nin raporuna göre,

  • sıcaklık artışı 2030 yılından sonra hızlı bir artış gösterecek,
  • sıcaklık, kış mevsimlerinde 4°C derece, yaz mevsimlerinde ise 6°C derece artış gösterecektir [2].

TEMA Vakfı ve WWF Türkiye’nin gerçekleştirdiği araştırma verilerinin yer aldığı İklim Değişikliği Yerel Etkileri Raporu’na göre, Türkiye’nin her bölgesinden çalışmaya katılan kişiler, iklim değişikliğinin bölgesel düzeyde etkilerinin görüldüğü üzerine hemfikirlerdir. İklim değişikliğine yol açan etmenler, yanlış tarım uygulamaları, fosil yakıt tüketimi, ulaşım, ormansızlaşma, sanayi ve şehirleşme olarak belirtilmiştir. Ortaya çıkan etkiler arasında ise, tarımsal üretimde azalma, kuraklık, mevsimlerin değişmesi, denizlerde yaşayan türlerin azalması / değişmesi, sel baskınlarının ve orman yangınlarının artması ve hortumların gözlemlenmesi yer almaktadır [3].

Bu çalışmada yer alan katılımcıların da belirttiğine göre iklim değişikliği yalnızca bir doğa olayı değildir. Değişen iklim, tarımsal bölgelerdeki verimin azalmasıyla kişilerin yoksullaşmalarına ve köylerden şehirlere göç etmelerine neden olmaktadır.  Bu nedenle, iklim değişikliği, toplumsal bir olay olarak da karşımıza çıkmaktadır [3]. 

          Küresel 

Bu duruma küresel bir açıdan bakmamız gerekirse, 2008 yılından bu yana yaklaşık 25 milyon kişi doğal felaketlerden ötürü yer değiştirmek zorunda kalmıştır [4]. IPCC verilerine göre, 2050 yılına kadar dünya genelinde 200 milyon insanın iklim değişikliği nedeniyle göç etmesi beklenmektedir. 

Deniz seviyelerindeki artış, tarım arazilerindeki bozulmalar, çölleşme, su kaynaklarının azalması gibi iklim değişikliği süreçleri ve; sel, fırtına, kasırgalar gibi iklim değişikliği hadiseleri ile karşı karşıya kalınması da bu göç hareketlerinin nedenleri arasında yer almaktadır [5].

Dünya’nın Isınması

Karşı karşıya bulunduğumuz durum artık İklim Değişikliği’nden İklim Krizi’ne dönüşmüştür. IPCC 5. Değerlendirme Raporuna (2014) göre, insanların son 50 yıldaki aktiviteleri dünyanın ısınmasında %95 oranında rol oynamaktadır [6]. The New York Times’da yayınlanan bir makalenin verilerine göre, günümüzde dünyanın %1’lik kısmı neredeyse yaşanmayacak sıcaklığa sahiptir. 2070 yılına kadar ise bu oranın %19’a ulaşabileceği düşünülmektedir. Gezegenimizde önümüzdeki 50 yılda ise, son 6 bin yılda gerçekleşenden daha fazla sıcaklık artışı gerçekleşmesi beklenmektedir [7].

Bunun en etkili nedenleri arasında ise sera gazları salınımının artışı yer almaktadır. İnsan üretimi sonucunda açığa çıkan sera gazları arasında ise karbondioksit, metan, azot oksit (nitrojen oksit) ve ozon yer almaktadır.

CO₂ ve diğer Sera Gazları 

Karbon gazı ve diğer sera gazlarının atmosfer üzerindeki en büyük etkisi ise ısıyı hapsedip atmosferde tutmasıdır. Sera gazları her ne kadar dünya üzerindeki yaşamı mümkün kılsa da artan sera gazı salınımı, dünyanın sıcaklığının artmasına ve iklim değişikliğine neden olmaktadır.

Karbondioksit diğer sera gazlarına göre molekül başına daha az ısı hapsetmektedir ancak en çok salınımı gerçekleşen ve atmosferde en uzun süre bulunan gaz da CO₂’dir. CO₂, atmosferdeki su buharına göre molekül başına daha seyrek ve daha güçsüz olsa da su buharının hapsetmediği termal enerji dalgalarını hapseder. Bu nedenden ötürü de atmosferde artan CO₂, Dünya’nın ısınmasında büyük bir rol oynamaktadır [8].

Bu artışı sayılara dökmek gerekirse, son 150 yıl içerisinde 1 milyon molekülde bulunan CO₂ parçacığı sayısı, 280’den 412’ye yükselmiştir [6]. 

 CO₂ ve Okyanuslar

Karbon gazı salınımı yalnızca atmosferi etkilememektedir. Denizlerde çözülen CO₂ karbonik asite dönüşerek denizlerin pH seviyesini düşürmektedir. Bu ise okyanus asidifikasyonuna neden olmaktadır [9]. Okyanus asidifikasyonu, deniz ekosistemine ve besin zincirine zarar verir. Türlerin devamlılığını tehlike altına sokmasıyla kıyı koruma, yemek ve gelir sağlama gibi birçok toplumsal faydayı da etkileyen bir sürece dönüşür. Okyanus sularında artan sıcaklık, meydana gelen oksijensizleşme ve okyanus asidifikasyonu bir arada deniz ekosistemi için büyük tehlike oluşturmaktadır [10]. Oksijen kaynağımızın %50 ila 70’ini planktonlar sayesinde denizlerin oluşturduğunu düşünürsek deniz ekosisteminin insan hayatı için ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliriz. 

Bizler ne yapabiliriz?

İklim değişikliğinin etkileri arasında yer alan ve dünyanın birçok yerinde gözlemlenen belki binlerce bulgudan söz edebiliriz. Ancak bu yazıda hepsine değinmekten ziyade, dünya üzerinde insan faaliyetlerinden kaynaklı ne gibi değişikliklerin olduğunu gösteren bilimsel açıklamaları bir araya getirmek istedim. 

Bütün bu bulgularla karşılaşıp bunun değişmesi için hiçbir şey yapamayacağımızı hissetmemiz gayet anlaşılabilir olacaktır. Ancak, iklim değişikliği ile ilgili farkındalığı arttırarak, bunun üzerine konuşarak ve kendi alışkanlıklarımızda değişikliğe giderek iklim krizinde etkin bir rol oynamamız mümkün. Bu yazının bir sonraki kısmında bizleri ne gibi sorumlulukların beklediğinden bahsedeceğim. 



Kaynaklar

[1] Wikipedia. Natural Resource.

[2] WWF Türkiye. Küresel İklim Değişikliği ve Türkiye.

[3] TEMA. 2015. İklim Değişikliğinin Yerel Etkileri Raporu.

[4] NPR. 2018. The Refugees The World Barely Pays Attention To.

[5] International Organization for Migration. 2008. Migration and Climate Change. IOM Migration Research Series, No.31

[6] NASA. 2020. The Causes of Climate Change.

[7] Abraham Lustgarten, The New York Times. 2020. The Great Climate Migration

[8] Rebecca Lindsey. 2020. Climate Change: Atmospheric Carbon Dioxide. 

[9] Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi. 2019. Okyanus Asidifikasyonu. 

[10] IUCN. 2019. Ocean Acidification.